Hep dile getirdiğimiz birkaç temel sözleşme var. Yazılarımda da sıkça sizlerin karşısına koymaya çalışıyorum. Çünkü buradaki temel metinler bile aslında o kadar çok problemin çözümlenmesinde ve hakların sağlanması yönünde farkındalık sağlıyor ki değil özel günlerde sadece bazı kişilerce hemen hemen her akla gelindiğinde herkesçe okunmasında çokça fayda var. Kadınların özellikle çalışma yaşamında korunması ve eşit haklara sahip olması için yapılan uluslararası düzenlemelerin önemi oldukça büyüktür.
Türkiye’de kadınların çalışma hayatında ve toplumsal yaşamda eşit haklara sahip olması için çeşitli yasal düzenlemeler bulunmaktadır:
Kadın hakları konusunda uluslararası ve ulusal düzenlemelerin yanı sıra yerel düzeyde de çeşitli uygulamalar mevcuttur. Belediyeler, kadın danışma merkezleri, baroların kadın hakları komisyonları gibi yerel birimler, kadınların hukuki haklarına erişimini kolaylaştırmaktadır.
Peki tüm bu uluslararası, ulusal ve yerel oluşumlarımıza rağmen Kadın Hakları Mücadelesi ve hukuki eksiklerin hala mevcut olması ne yazık ki karşılaştığımız bir durumdur. Tüm bu hukuki düzenlemelere rağmen, kadınlar hâlâ çalışma hayatında ve sosyal yaşamda birçok engelle karşılaşmaktadır. Kadın istihdam oranlarının düşük olması, cam tavan sendromu, eşit işe eşit ücret ilkesinin tam anlamıyla uygulanamaması gibi sorunlar devam etmektedir. Ayrıca, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda uygulamada yaşanan eksiklikler dikkat çekmektedir. Bunlar ne yazık ki tek bir günde çözülecek gibi olmasa da yine de bu konuda yapılacak birçok şey vardır. Hep dile getirmeye alıştığımız gibi; Kanunlar aslında birçok konuya açıklık getirerek düzenlemeler ile sağlama almış olsa da, onların uygulanması bakımından eksiklerin giderildiği vakit aslında çokça eşitsizliğin ve adaletsizliğin önüne geçeceğiz.
Bu adaletsizliğin önüne geçildiğinde kadınlarımızın hukuki haklarını kullanabilmesi, günlük yaşamda güvenli ve eşit şartlarda yaşamaları sağlanacaktır. Ancak, uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesiyle kadınlar haklarını tam olarak kullanabilecektir. Peki bu bahsettiğimiz ulusal konularda nasıl çözümlenecek; sadece birkaç örnek ile bakalım: Şiddet Mağduru Kadınlar İçin Hukuki Destek: 6284 Sayılı Kanun kapsamında kadınlara uzaklaştırma kararı alma, sığınma evlerine yerleşme ve hukuki yardım alma hakları tanınmaktadır. Bunların bilinci ve farkındalığı toplum nezdinde şiddet mağduru kaç kadının bilgisi dahilindedir! Bu konuda yapılacak basit bir anket veya tespit bile çokça büyük bir farkındalığı ortaya çıkaracaktır. Çalışma Hayatında Kadın Hakları: İş Kanunu gereği kadınlara doğum izni, süt izni ve eşit ücret hakkı gibi düzenlemeler getirilmiştir. Bu gayet güzel ve yerinde düzenleme olsa da hala uygulanması sıkıntılı. İşyerlerinde ayrımcılık hâlâ büyük bir sorun olarak devam etmektedir. İşveren hamile veya yeni evlenmiş bir kadın çalışanına hala ön yargı ile yaklaşmakta. Bu bilincin de değişmesi en temel amaç hedeflerden biri olmalıdır. Miras ve Mal Paylaşımı: Medeni Kanun kapsamında kadınlar, miras ve mal paylaşımı konusunda eşit haklara sahiptir. Ancak, gelenek göreneklerin kanunlardan daha üstün tutulduğu kırsal alandaki bazı kültürel ve toplumsal baskılar nedeniyle kadınlarımız bu haklarını tam olarak kullanamayabilmektedirler. İşte bu gibi toplumsal baskıya ve kültürel adetlere de karşı bir set çeker gibi bu tarz uygulamaların önüne geçmek ve kanunen kadının hakkını koruyucu tedbirler alarak eşit paylaştırılmasını sağlamak en önemli konuların başında bulunmaktadır.
Yani hep beyan ettiğim üzere asıl ısrarla üzerinde durmaya çalıştığımız konu ‘Hukukun Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileridir’. Kanun koyucu yasal mevzuat düzenleme kısmında üzerine düşeni yapmakta önemli olan tüm yargı organlarınca bunların uygulanması konusunda bir görüş ve yaptırım birliği sağlanması. Asıl sıkıntılı meselelerimiz bu konu ile çözüme kavuşacaktır. Kadınların hukuki haklarının güvence altına alınması için yasal düzenlemelerin uygulanabilir olması gerekmektedir. Ancak, hukukun pratiğe yansıması konusunda çeşitli eksiklikler bulunmaktadır. Bunlar az önceki paragrafta belirttiğim bir takım örnek unsurlar olduğu gibi;
gibi daha detay unsurları da bünyesinde barındırmaktadır. Bu sorunların çözümü için toplumun geneli olduğu kadar özellikle kadınlara yönelik hukuki bilgilendirme faaliyetleri artırılmalı, yerel yönetimlerin kadın dostu politikaları teşvik edilmeli ve hukuki destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Sonuç itibariyle; genel olarak tüm konu başlıklarını özetleyecek olursak; Kadınların hukuki haklarını daha etkin kullanabilmesi için ilk olarak yasal farkındalık artırılmalı, her zaman ısrarla belirtmekten bıkmayacağımız hukuki düzenlemelerin uygulanması sağlanmalı ve iş yerlerinde toplumda olabildiğince kadın dostu politikalar ve pozitif ayrımcılığı teşvik eden hususlar yaygınlaştırılmalıdır.
Tüm bunların bağlamında tekrar beyan etmek gerekir ki 8 Mart, kadınların yalnızca ulusal değil, yerel ölçekte de haklarını ve hukuki kazanımlarını hatırlamak için önemli bir gündür. Kadın haklarının korunması, sadece yasa metinlerinde değil, günlük yaşamda da hissedilebilir olmalıdır. Yerel yönetimler, hukukçular ve sivil toplum kuruluşları iş birliği içinde çalışarak kadınların hukuki güvencelerini sağlamalı ve onları desteklemelidir. Yani 8 Mart, kadın haklarının kazanımları kadar, devam eden mücadelenin de hatırlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Hukuki düzenlemeler kadın haklarını desteklemek için kritik bir araç olsa da gerçek anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için uygulama mekanizmalarının güçlendirilmesi ve farkındalığın artırılması gerekmektedir. Kadınların hukuki alanda daha güçlü temsil edilmeleri, adalet sisteminin cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik daha etkili çalışmasını mümkün kılacaktır.
Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!